FotoGaleri

Basketbol Köşemiz

Yazar: Ankara Basketbol Kategori: Haberler
Yayın Tarihi Gösterim: 172
Yazdır

Okul maçlarının fınallerine gelindiği şu son zamanlarda spor salonlarımızda oldukça heyecanlı ve çekişmeli okul basketbol karşılaşmaları yapılmaktadır. Tüm bu organizasyonlarda emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. Ama yapılan bu güzel organizasyonları daha kaliteli yapmak ta bizlere daha kaliteli müsabakalar ve organizasyonlar izleme ya da katılma imkanı sunardı.

     Herkesin bildiği üzere okullarımız eylül ayında açılmaktadır. Okullar Türkiye şampiyonalarının yapılacağı tarihler de en baştan belli olduğu halde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ki bu organizasyonda müsabakalara Aralık ayı sonu başlanıyor. Bırakılan bu kısa zaman aralığına rağmen maçların yapılacağı Spor Salonlarımızda maalesef yetersiz kalıyor  ya da olan salonlar bu müsabakalara tahsis edilmiyor(tabiki siyasi partiler kongreleri için yada belediyeler kendi şov organizasyonları için bu salonları tahsis etmekte hiçbir sorun yaşamıyorlar ama yapılış amaçları olan spora hizmet kısmına gelince!!!)
    Salon sayısı az, müsabaka sayısı fazla, zaman aralığı çok dar. Sonrada vur abalıya…”Komite uyuyormu?”
    Benim sizlerle paylaşmak istediğim diğer konu ise okul takımındaki oyuncularımızın sadece okul takımında yer alan bir basketbolcu olmadıklarını hatırlatmakla ilgili.
    Bu çocuklarımız okul basketbol takımı oyuncuları olmaları yanında, kulüp takım basketbolcuları ve birer okulda mevcut öğrenci ve bir ailenin de çocuklarıdır.
     Okul takımlarında yer alan çocuklarımız neredeyse 2 günde bir maç ortalaması ile sahaya çıkarken(3-4 gün maçı olmaya biliyor ama sonrasında peş peşe ara vermeden 6 maç)
     Okul takımında oynayan kimi sporcularımız aynı zamanda kulüp te iki kategoride(kulüp yıldız-genç) müsabakalarına katılmaktadırlar. Öyle ki bir haftada 3 kulüp, 4 okul maçı yapan(antrenmana da gidebiliyorsa alnından öpmek gerek o çocuğu)çocuklarımız oluyor. Ayrıca kulüp kısmına da ufacık değinecek olursak yıl boyu yatırım yapmış kulüplerimiz de final guruplarının oynandığı şu zamanlarda sporcularının kulüp bazındaki performans düşüklüklerinden de memnun olmadıkları aşikar dır
     Böyle bir okullar arası maç trafiği içerisinde olan ve henüz ergenlik çağını yaşayan çocuklarımız maç günü zaten okul motivasyonlarını kaybetmekteler. Maç öncesi ya da maçtan sonraki saatlerde okulda olmalarının onlara ders olarak katkıları -0- sıfır olmaktadır.  Neredeyse tüm sporcular da o gün okula gitmemektedirler. ( evet okuldan resmi izinli sayılmaktalar ama kaçırdıkları sınavlardan mesul tutulmakta ve maalesef girmedikleri derslerdeki öğrenemedikleri konulardan da sorumlu olarak sınava girmektedirler) . Ve bu konumda kaçınılmaz olan not düşmelerinden de hiç te hoşnut olmayan sevgili öğretmenlerimiz ve okul idarecilerimiz tarafından sürekli uyarılmakta ve baskı hissettirilmektedir.
Böyle bir okullar arası maç trafiği içerisinde olan ve henüz ergenlik çağını yaşayan bu çocuklarımızın büyük bir çoğunluğu aynı zamanda kulüp takımlarında da düzenli antrenmanlara katılmaktadırlar. Sabah okul maçına çıkan çocuk akşam da mutlaka ya kulüp maçı yada kulüp antrenmanına katılmak zorunda. Sabah yoğun bir efor harcamış olan bu çocuklarımız( tabiki artan sakatlık riskine değinmiyorum bile) akşam ki kulüp maçı yada kulüp antrenmanlarında yeterli performansı sağlayamadığında da  antrenörleri tarafından uyarılmakta, kulüp dakikaları azalmakta yada kadroya girememe sıkıntıları oluşmakta. (buyurun ergenlik çağındaki genç bir insanın üzerine bir baskı daha)
Böyle bir okullar arası maç trafiği içerisinde olan ve henüz ergenlik çağını yaşayan bu çocuklarımızın aileleri kendi hayatlarından çaldıkları bu değerli zamanları çocukları peşlerinde geçirerek(ben bu anne babalara servis şoförleri diyorum) okul-spor salonu ev arasında çocuklarının sağlık, ders ve antrenman hayatlarını düzenleme peşinde olmaları ile çocuklarının okul da ki ders notlarının düşmüş olmasının hırsını çocuklarımızdan (ki elleri öpülesi o güzel anne babalar bu yoğunluk arasında evlerinin geçimini sağladıkları iş ile de ilgilenip iş hayatlarına da zaman(!) bulmaktadırlar)farkında olmasalar bile çıkarmaktadırlar.

Öğretmen: “ders çalış notlarını düşürme, devamsızlık yapma”
Antrenör: “daha fazla koş, daha fazla çalış, daha fazla maç kazan”
Anne-Baba: ”yemedim yedirdim, içmedim içirdim, en güzel okullarda okuttum, daha ne yapayım”
Öğrenci-Sporcu-Çocuk: “haklısınız, tamam, söz”   
Sanırım organizasyonları yaparken birçok şeyi göz önünde tutmamız gerekiyor. Bir öğretim yılının sadece 30-40 gün ile sınırlı olmadığı gibi…  
Saygılarımla          
Levent Şentürk

NOT: Bunları yazarken bir kulüp sporcu velisi, okul takımı oyuncusu velisi, okul takımı antrenörü, Kulüp takımı antrenörü olarak gördüklerimi ve yaşadıklarımı paylaşmak istedim. Zamanının bir kısmını da okulda geçiren birisi olarak birazda öğretmen gözü ile de baktım sanırım. Yapılan her şey güzel… ama daha güzeli neden olmasın?

Yorum ekle

Uyarı: AnkaraBasketbol.com 'a yorum yazan tüm ziyaretçilerimizin gerçek İsim ve Soy İsim kullanmalarını rica ediyoruz. Takma isim ve büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Hakaret içeren, iftira içeren mesajlar yayınlanmayacaktır. Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Yücetepe Spor Kulübü

2011-2012 Sezonunda Deplasmanlı Bölgesel Lig ve Genç Takımında oynayacak 1994 Doğumlu Kontenjan Oyuncu aranmaktadır.

Müracaat: www.yucetepespor.com
Tel:
536 511 32 60

Buradasınız:   Ana SayfaHaberlerŞEYTAN ÜÇGENİ (VELİ-ANTRENÖR-ÖĞRETMEN )