





![]() | Bu Gün | 38 |
![]() | Dün | 188 |
![]() | Bu Hafta | 1201 |
![]() | Geçen Hafta | 1519 |
![]() | Bu Ay | 783 |
![]() | Geçen Ay | 8279 |
![]() | Toplam | 133664 |
| Ankara'da Basketbol |
|
|
|
| Yazar gtonguc |
| Cumartesi, 05 Haziran 2010 13:13 |
|
Yaptığım araÅŸtırmalarda bir çok antrenör arkadaÅŸlarımla aynı görüşteyemi. ÖrneÄŸin Bora AKBULUT. Facebookta yazdığı yazı gerçekten çok etkileyici. Sabırla okumanızı tavsiye ediyorum. "Herkese merhaba, öncelikle Tuncer’i üzerimizdeki ölü toprağını kaldırdığı için kutluyorum. Ailesinden, çevresine saygının “s”sinden nasiplendirilmemiÅŸ, insan sevgisi nedir bilmeyen, kazanmak için her yolun mubah olduÄŸu öğretilmiÅŸ, bir sonraki maçta kendi çocuÄŸunun oynaması için idmanda takım arkadaşını sakatlaması için yönlendirilen, bunu yapmaktan çekinmeyen çocuklara takım olmayı, takım olmanın önemini gösterip; o yaÅŸtan sonra insan sevgisini ve insanlara saygıyı aşılayarak bir de basketbol sevgisi verip, oynamasını saÄŸlayacağız. Bu arada bir de velinin evde yaptığı yanlış yönlendirmelerden etkilenen çocuÄŸa doÄŸruyu göstermeye çalışacağız. Sizce imkanı var mı? Ailesinden bir ÅŸey görmeden gelen, gördükleri de genel de yanlış olan o yaÅŸtaki çocuÄŸa siz ne yaparsanız yapın, evdeki yanlış yönlendirmelerle çıktığınız katlar birer birer yıkılacaktır. İşin ilginç tarafı bu veliler olaya çocuÄŸum sosyal faaliyette bulunuyor diye bakıyor. Antrenörler de çocuÄŸunun hoşça vakit geçirmesini saÄŸlayan kiÅŸiler. Sosyal faaliyet olarak görülecek tabii ancak yaptığımız bir iÅŸ. Biz de iÅŸini düzgün yapmaya çalışan antrenörleriz. İstanbul ile en büyük farkımız da burada ortaya çıkıyor. Veli çocuÄŸunun her ÅŸeyini kontrol altında tutmak istiyor. Geçen senelerde, uzunca bir bayram tatilinin öncesinde çocuklara, tatilin sonunda baÅŸlayacak sınavlarına çalışmak için idman haricindeki vakitlerini planlayıp, vakitlerinin çoÄŸunu bilgisayar başında geçirmemelerini hatırlattığımda oyunculardan biri, annesinin nasıl olsa bu saatleri ayarlayacağını kendisinin bir ÅŸey yapmasına gerek olmadığını söylemiÅŸti. Bu çocuk 14 yaşına gelmiÅŸti. Kendi kendine plan-program yapması için yönlendirilmiyordu, hatta buna izin verilmiyordu. BaÅŸka bir takımın oyuncusunun ‘ilk defa’ evinden Atatürk Spor Sarayı’na yalnız başına gelmesine tanık oldum. Ne var ki bunda diyebilirsiniz ancak bu oyuncu yıldız takımın son yılını oynuyordu. Üstelik 16 yaşındaki bu genç Kızılay’da kaybolup salonu bulamayarak maçına da geç kalmıştı ve uzun bir telefon trafiÄŸi sonucunda salona ulaÅŸabilmiÅŸti. Bu arada sabahtan çantasını babasına vermiÅŸ. Bunlar hep Ankara’nın eli yüzü düzgün kulüplerinin eli yüzü düzgün oyuncuları tarafından yaÅŸandı. Çocuklar hiçbir ÅŸeyi kendileri yapamıyorlar artık. İdmana, maça, okula, dersaneye veli getirip götürüyor. En ufak bir ÅŸey için veli arıyor antrenörü. Genç takım yaşına gelmiÅŸ oyuncunun bile çantasını veli taşıyor. Eskiden veliler bu kadar iÅŸin içinde deÄŸildi. Maçlara belki bir, bilemediniz iki veli gelirdi. Onlar da çok fazla karışmazlardı. Sonraki senelerde bir miktar artış olmuÅŸtu gelen veli sayısında. Son senelerde maaile gelinmeye baÅŸlandı maçlara, hatta idmanlara bile. Gelsinler tabii aslında güzel olan da bu elbette. Ama gelip antrenörü sürekli yermeseler, hakemlere ve rakip takımın oyuncusuna, velisine sataÅŸmasalar gayet güzel tabii. Özdemir AÄŸabey zamanında protokol tribününde, protokol harici Allah’ın bir kulunu göremezdiniz. Åžimdi ise veli orada oturmayı da hak etmiÅŸ durumda. Hatta “yumuÅŸak koltuklar” için yapılan kavgalara bile tanık oldum. Tribünden sürekli çocuÄŸu yönlendirmeye çalışmalar ki çoÄŸunlukla antrenörün ak dediÄŸine kara diyorlar. “Ben sahada olsam daha iyi antrenörlük yaparım” diyen veliye bile rastladım. ÇocuÄŸu takımdan yetersiz olduÄŸu için gönderilen oyuncunun velisinin, yolda yürüyen antrenörün üzerine araba sürüp canına kastettiÄŸine tanık oldum. Sahaya inip hakeme saldıran velileri biliyoruz. Veli çocuÄŸu ile birlikte antrenörü,takımı, kulübü, hakemi her ÅŸeyi idare etmeye çalışıyor. Binbir emek, özveri ile yetiÅŸtirmeye çalıştığımız oyuncular için hep kötü örnek oluyorlar. Kazanmak onlar için en önemli ÅŸey. Bir takımın parçası olmak onlara yetmiyor. Sürekli kendi çocuklarıyla, diÄŸer çocukları karşılaÅŸtırma içindeler. Aldığı süreden, attığı sayıya, ders notlarına kadar her ÅŸeyi kıyaslıyorlar. Kendi doÄŸruları ile örtüşmeyen en ufak bir durumda harekete geçip olayların kendi bildikleri gibi olmasına çalışıyorlar. Pek çok kulüp, pek çok organizasyon da buna seyirci kalıyor hatta destekliyor. Antrenör-kulüp-oyuncu-veli dörtgeninin bir köşesinde yaptığımız ÅŸey -bir iÅŸ, bir meslek olarak görülmese bile- gerçekten zor. Oyuncular olmadan kulüplere gerek yok, bize de ekmek yok. Bu bir gerçek ve belki veli de bunu bildiÄŸi için ÅŸansını zorluyor ancak unutulmamalıdır ki öyle ya da böyle basketbol oynamak isteyen birileri bulunur. O zaman belli kuralları koyup, uygulamak gerekiyor. Kurallara uymayanları tutmamakta fayda var. Bunu kulüp yöneticilerinin de desteklemesi gerekir. Kalanlardan elit sporcu çıkar mı? Olmaz deÄŸil… Sonuçta ÅŸu noktada da çıkartamıyoruz. Belli prensipleri uygulayarak yaratma ÅŸansımız var. Sepetteki tüm elmaların çürümemesi için birkaç elmayı feda edebilmeliyiz. Çürümüş elmanın düzelmesine ihtimal vermiyorum. Bunu yapabilmek için de antrenörlerin biraz daha cesarete ve eÄŸitime ihtiyacı var. Antrenör eÄŸitimi dendiÄŸinde sadece saha içinde yapılan iÅŸler akla geliyor. Seminerlerde çok nadiren iÅŸin diÄŸer taraflarına giriliyor. Her antrenör bir ÅŸekilde fundamental verebilir, setler oynatabilir. Bunlar kitaplarda, internette var. Oysa ki bugün bulunduÄŸumuz noktanın en büyük nedeni antrenörlerimizin saha dışı iÅŸlerdeki yetersizliÄŸi ve eÄŸitimsizliÄŸidir. Ve velilere dur diyemedikleri için, buna çanak tutan kulüp yönetimlerinin basiretsizliÄŸidir.. İyi takımlar iyi oyuncuları çıkarır. Birilerinin velilere çocuÄŸunun tek başına bir ÅŸey ifade etmediÄŸini takımla beraber varolduÄŸunu anlatabilmesi gerekir. Eskiden Ankara olarak niye baÅŸarılıydık? TAKIM olmayı baÅŸarabilmiÅŸ iyi oyuncularımız vardı. Her takımın da diÄŸerine saygısı vardı. Kavgalı takımların bile. Ayrıca her oyuncu birbirini tanır, konuÅŸurdu. Åžimdi takım sayısındaki fazlalıkla da birlikte bu da görülmüyor. Bence Ankara’da artık TAKIM olmayı baÅŸarabilmiÅŸ takımlar bulunmuyor. 18 sene önceki Türkiye Küçük Åžampiyonası derecelerine bir bakın. 1- Kolejliler 2- Mülkiye 4-Ormanspor. İlk dördün 3’ü Ankara takımı. O ÅŸampiyonadan Alper Yılmaz, Gökhan Üçoklar, Özgür Adıgüzel ve ligde oynayıp bırakan bir sürü oyuncu çıktı. Bu senekine bakalım ilk dörtteki üç takım İstanbul’dan.. Arada bir sene Kolej-PTT final oynamış yıldızlarda. Ordan da Serkan ErdoÄŸan, Kaan MemiÅŸoÄŸlu, Turgay Zeytingöz gibi oyuncuları çıkarabilmiÅŸiz. Son 10 senelik dönemde ise belli senelerde birer takımımız derece yapmış. Åžampiyonluk yok orda da. Genç takım seviyesine zaten çıkmıyor bu dereceler. 8 senede bir gelen üçüncülüklerle yetiniyoruz gençlerde. Çıkan oyuncu da hep birer birer zaten. O da her takımdan deÄŸil tüm Ankara’dan. Oyuncularımızı oraları oynatamadan üst düzey oyuncu yapma olasılığımız yok. Ortaya koyduklarım pek çok takımda gördüğüm ÅŸeyler. Azalmakla birlikte düzgün insanlar da yok deÄŸil. Gelip sadece izleyen, her ne olursa olsun destek olan… Yanlış yapan diÄŸer velileri yadırgayan, ayıplayan, bir ÅŸeyleri düzeltmek için çabalayan… Sonuçta siz güvenip çocuÄŸunuzu bir antrenöre teslim ediyorsunuz. Bundan sonrası kulübün ve antrenörün iÅŸi. Velinin bunu anlaması lazım. Velinin görevi çocuÄŸunun hayatını elinden geldiÄŸince kolaylaÅŸtırmaya çalışmak olmalı. Onun hayatını da yaÅŸamak deÄŸil. Veli problemini çözmeden diÄŸer konuların çözülmesinin zor olduÄŸuna inanıyorum. Bu sorunu çözüp, bu sayede antrenörün ve hakemin iÅŸini yapmasını saÄŸlayabilirsek, kulüplerin, spor okullarının düzgün iÅŸlemesini saÄŸlarsak, o zaman antrenörün, hakemin, oyuncunun, idarecinin niteliklerini, oyuncunun yaptığı maç sayısını vs. sorgulayabiliriz. BaÅŸka illerden turnuva için Ankara’ya gelen takımların velileriyle sohbet sırasında Ankaralı antrenörlere “Hocam iÅŸiniz çok zor bu velilerle, Allah sabır versin” dediklerini ve bunu altı üstü bir hazırlık turnuvası esnasında gördüklerinin sonucunda söylediklerini düşünürsek durumun ne kadar vahim olduÄŸu daha çok ortaya çıkacaktır. Zaman deÄŸiÅŸti ben demiyorum ki her ÅŸey eskisi gibi olsun. Büyüklerimiz de eskiye özlem duyup anlatırlardı hep. Ama bazı ÅŸeyler gitgide kötüleÅŸiyor. İyiyi bozmak çok kolay, kötüyü iyileÅŸtirmek ise çok zaman ve çaba gerektiren bir ÅŸey. EÄŸer biz bugün bazı ÅŸeyleri düzeltemezsek, bugün minik takım yaşındaki çocuklar 20 sene sonra bizim zamanımızda şöyle iyiydi böyle iyiydi diye anlatırlarsa -ki bunu düşünmek bile çok kötü- iÅŸte o zaman vay halimize… Ben de kendisini açık sözlülüğü için kutluyorum. Ankara Basketbolunu eski düzeyine getirmemiz çok zor, ancak düzeltme ÅŸansımız hala var. Saygılarımla, G.TONGUÇ |
| Cumartesi, 05 Haziran 2010 13:46 tarihinde güncellendi |